Kategoriler
Uncategorized

Yeni Aydınlık Haber :Türkiye- Rusya ilişkileri masaya yatırıldı

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü (TDAE) ve EÜ Stratejik Araştırmalar Merkezi (ESAM)  iş birliğinde “I. Uluslararası Sovyet Sonrası Türkiye-Rusya İlişkileri” sempozyumu çevrimiçi olarak düzenlendi. Türkiye-Rusya ilişkilerinin masaya yatırıldığı sempozyumun açılış konuşmalarını EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, İstanbul Milletvekili ve Türk-Rus Toplumsal Forumu Eşbaşkanı Ahmet Berat Çonkar, Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Kurucu Müdürü Prof. Dr. Fikret Türkmen, Türk-Rus Toplumsal Forumu Genel Sekreteri Emekli Büyükelçi Ender Arat, TDAE Müdürü Prof. Dr. Nadim Macit ve ESAM Müdürü Prof. Dr. Mustafa Mutluer yaptı. Konuşmasında Türk-Rus ilişkilerinin tarihsel gelişiminden bahseden Prof. Dr. Mehmet Ersan, “Türkiye-Rusya ilişkileri çok eski zamanlara dayanıyor. Özellikle SSCB’nin dağılmasından sonra iki devlet arasında bir yakınlaşma oldu. Vladimir Putin döneminde, Mavi Akım boru hattı, ülkemizdeki ilk nükleer santralin Rus işletmelerine verilmesi ve ticari anlaşmalar ile işbirliğine gidildiği görülmektedir. Her ne kadar bazı anlaşmazlıklar olsa da tarihe bakıldığında her iki tarafın da birbirlerine ihtiyaç duydukları görülmektedir. Bizim temennimiz de bu ilişkinin uzlaşma ve çok boyutlu iş birliği şeklinde devam etmesidir. Bu toplantının gerçekleştirilmesi için çaba sarf eden, EÜ Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü ile Stratejik Araştırmalar Merkezimize teşekkür ediyorum” diye konuştu. Enerji alanında iş birlikleri EÜ Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nadim Macit; “SSCB, modern zamanın en büyük imparatorluğuydu. Daha sonra büyük bir kaos yaşanmadan kontrollü bir şekilde dağıldı. SSCB ve Türkiye ilişkileri tarihi ve kültürel nedenlerle mesafeli olmuştur. Bugün Rusya ile ilişkilerimiz özellikle enerji alanındaki iş birlikleri ile gelişmiştir. Türkiye ile Rusya arasında birtakım sorunlar yaşanmasına rağmen ekonomik ve ticari ilişkiler sürekli devam etmiş ve ilişkiler geliştirilmiştir.  Türkiye ve Rusya’nın sağlıklı bir iş birliği içinde olması hem dünya barışı için hem de bölgesel barış için önemlidir” dedi. Türkiye- Rusya ilişkilerinin son 20-25 yıllık geçmişini üç aşama inceleyen Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Mutluer, Sovyet sonrası dönemde Türkiye ile Rusya ilişkileri özellikle “Bavul Ticareti” ile başlamıştır. Bu ilişkiler zaman içinde ikinci aşamayı meydana getirmiş, enerji işbirlikleri ortaya çıkmıştır. Enerji ile ilgili ilişkiler halen devam etmektedir. Türkiye, Rusya’dan önemli bir doğalgaz ithalatçısı olan ülkedir. Doğalgaz ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 50’sinin Rusya’dan temin edilmesi dikkat çekmektedir. Türk-Rus ilişkilerinin üçüncü aşamasında ise Türk dış ticaret iş birlikleri yer alıyor. Bu çerçevede, Türkiye ve Rusya arasındaki ticaret ilişkileri önem arz ediyor. Bu kapsamda, 2018 yılı verilerine göre Türkiye-Rusya dış ticaret rakamlarının 25 milyar dolara yükseldiğini görüyoruz. Bu çerçevede Türkiye-Rusya ilişkilerinin zaman zaman artışlar ve zaman zaman da azalışlar gösterdiğini ancak son yıllarda artış trendi içinde olduğunu görüyoruz” diye konuştu. “Türk-Rus ilişkileri Osmanlı öncesine kadar dayanıyor” EÜ Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Kurucu Müdürü Prof. Dr. Fikret Türkmen, “Türkiye Cumhuriyeti öncesinden itibaren Osmanlı dönemi hatta öncesi bile Ruslarla sürekli ilişki içinde idiler. Hiçbir zaman Türkler, dış dünya ile ilişkilerini kesmemişler daima komşularıyla hatta komşu ötesi ülkelerle ve milletlerle ilişki kurmuşlardır. Kaynaklar Türk- Rus ilişkilerinin resmi zeminde gerçekleştiği dönemi 15’inci yüzyılın ikinci yarısı olarak göstermektedir. Osmanlı Devletinin Ruslarla ilk diplomatik ilişkisi II. Sultan Beyazıt zamanında III. Ivan’ın ticari ilişkileri düzene sokmak üzere İstanbul’a elçi göndermesi ile başlamıştır. Bazen olumlu bazen olumsuz devam eden bu ilişkiler 1700’lere kadar devam etmiştir. Türkiye ve Rusya arasındaki daha çok ticari ve diplomatik ilişkiler iki ülkenin yapısal düzen değişikliği olduğu yıllarda da devam etmiştir” dedi. Online sempozyuma İstanbul Milletvekili ve Türk-Rus Toplumsal Forumu Eşbaşkanı Ahmet Berat Çonkar ve Türk-Rus Toplumsal Forumu Genel Sekreteri Emekli Büyükelçi Ender Arat da uzaktan bağlanarak görüşlerini katılımcılarla paylaştılar. Sempzoyum gün boyu gerçekleşen oturumlarla devam etti. BEYAZ HABER AJANSI (BHA)

Kategoriler
Uncategorized

Yeni Aydınlık Haber :BABACAN: “Türkiye’de üretilen Fransız markalı ürünleri de mi boykot edeceğiz?”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, bugün Karar TV’de yayımlanan Gündem Özel programında Elif Çakır ve Taha Akyol’un sorularını yanıtladı. Babacan gündeme ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: Hükûmet tezat yaşıyor Hükûmetin küçük ortağı askıda ekmek kampanyası başlattı. Aynı günlerde “eve ekmek götüremiyoruz“ diyen vatandaşımızın sözlerini Cumhurbaşkanı abartılı buldu. Hangisi doğru? Hükûmet kendi içinde tezat yaşıyor. Genel Başkan şapkasıyla, AK Parti teşkilatlarına “Aman ha akraba falan almayın” diye talimat veriliyor. Devlet Başkanı şapkasıyla, en yakın akrabası bakanlık pozisyonuna gelebiliyor. Bunlardan hangisi doğru? Türkiye’de üretilen ürünleri de mi boykot edeceğiz? Küreselleşen bir dünyada herhangi bir ürün sadece bir ülkenin malı değildir. O ürünün içinde pek çok ülkeden girdiler vardır. Diyelim ki, bir gün Japonya’yla ilişkiler bozuldu ve ürünlerini boykot çağrısı yaptık. Bir Japon otomobil üreticisinin dünyadaki en büyük fabrikalarından birisi Türkiye’de. Çok önemli bir yerli katkı. Bunu nasıl yapacaksınız? Türkiye’de üretilen Fransız markalı ürünler var. Onları da mı boykot edeceğiz? Orada bizim vatandaşlarımız çalışıyor. Bunlar çocukça şeyler. Hangi ürün olursa olsun o üründe daha çok yerli katma değer oluşması önemlidir. Daha çok bizim insanımızın emeği olsun, daha çok bizim teknolojimiz olsun, bizim kaynaklarımız kullanılsın. Onun haricindekiler tamamen hikaye. Bakkal çırağı ekonomide bu hataları yapmaz Ekonomide öyle hatalar yapılıyor ki… Bırakın uzun yıllar iş hayatında olmayı, ortaokul ve lise yıllarında bir bakkalın yanında iki aylık çıraklık yapanlar bu hataları yapmaz. Megafon diplomasisiyle dış politika olmaz Dış politikayı şahsileştirirseniz, “Ben onun elini sıkmam, onun oturduğu masaya oturmam” diye sürekli “ben, ben” derseniz olmaz. Dış politika şahsileştiği zaman sorunlar büyüyor. O ülkelerin iç siyasetlerine bilinçsiz bir şekilde dar ideolojik bir bakışla müdahale edildiği için de ilişkiler bozuldu. İktidar partisinin seçim kampanyasını yapan bir şirketi başka ülkedeki bir partiyi desteklemek üzere gönderirseniz, diğer parti seçimi kazandığında o ülkeyi kaybettiniz demektir. İlişkilerinizin daha iyi olacağını düşündüğünüz taraflar varsa özel diyaloglar geliştirebilirsiniz. Ama bunu megafon diplomasisiyle yapmazsınız. Bunun usulleri vardır. S-400 ve F-35: Kaybet-kaybet Türkiye milyarlarca dolar para verdi S-400’e ve kullanamıyor. F-35’te dört ana ortaktan birisiydik. Türkiyesiz yürüyemeyecek bir proje olarak başlamıştı. Şu anda F-35 de alamıyoruz. Milyarlarca dolar ver S400 al, kullanama. Milyarlarca dolar ver, F35’e ortak ol, ortaklıktan atıl: Kaybet-kaybet. Müslümanların hakkından bahsetmeyip, ’kışkırtma’ diyorlar Çin’de yaşayan Müslümanlar eziyet çekiyor. Çok ciddi insan hakları ihlalleri var. Türkiye niye sesini çıkartamıyor? İktidarın üçüncü ortağı ’Uygur kışkırtması’ diyor. Müslüman nüfusun haklarından bahsetmiyor, bu tabiri kullanıyor. Kendileri biz ortağız diyorlar. Bizim içimiz kan ağlıyor. Sadece kendimize değil, dünyanın nerelerinde kimlere zarar veriyoruz. DMO’nun alımları ihale yasasından istisna Büyük projelerin hepsi şu anda istisna maddesiyle yürüyor. Normalde açık ihale yapılması lazım. Önceden belirlenmiş üç şirkete “Teklifi yaz gönder” deniliyor. Zaten arka odalarda düzenlenmiş durumda. Kamuda ihale, yarışma kalmadı. Yeni Ekonomik Programın yapısal reformlar kısmında başka hiçbir dert yokmuş gibi, Devlet Malzeme Ofisi uluslararası çapta devletin merkezi satın alma birimi haline getirilecektir, yazmışlar. Çünkü DMO’nun kanununda diyor ki, yaptığı bütün alımlar ihale yasasından istisnadır. DMO satın alırken hiçbir şeye tabi değil. Kamu ihale yasasından tamamen istisna. İstedikleri malı, istedikleri fiyattan, istedikleri yerden alacaklar. Bütün devlete dağıtımı oradan yapacaklar. Bunu ikinci önemli reform maddesi olarak yazıyorlar. Bu kadar olmaz. Beyinlerinden geçen işlerin yüzde kaçı memleket meselesi, yüzde kaçı şahsi mesele? Cumhurbaşkanı, AYM kararına uymayan mahkemenin arkasında duruyor Anayasa Mahkemesinin aldığı kararlar bile artık uygulanamıyor. Bu durumda Cumhurbaşkanı maalesef kararı uygulamayan mahkemenin arkasında durabiliyor. Bu çok vahim bir tablo. Bırakın yasayı, kural bazlı yönetimi; Anayasa Mahkemesini bile takmayacak yönetim anlayışından iyi sonuç çıkması mümkün değil. Gençler “Ömür boyu harçlıkla mı geçineceğim” diyor Gençler, her gittiğimiz yerde yanımıza geliyor. Daha üniversite birinci sınıfta, mezuniyetine daha üç yıl var çocuğun. “Bizim halimiz ne olacak” diyor. “Ömür boyu ailemden aldığım harçlıkla mı geçineceğim? Nasıl ev, yuva kuracağım?” diyor. Liseli gençler yanımıza gelip, “Başımıza iş gelir diye sosyal medya kullanmaya korkuyoruz” diyorlar. Bu memleketi bu duruma düşürmek büyük insafsızlık. BEYAZ HABER AJANSI (BHA)

Kategoriler
Uncategorized

Yeni Aydınlık Haber :Ordu’da siyanürlü altın madenine, vatandaş kitap okuyarak tepki gösterdi

Ordu’da, bir araya gelen vatandaşlar, şehirde yürütülen zararlı madencilik faaliyetlerine karşı, “Sessiz Çığlık Kitap Okuma Eylemi”ni gerçekleştirdi. Eyleme Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ordu İl Başkanı Atila Şahin de destek verdi. Ordulu vatandaşlar Fatsa altın madeni ve Ordu’da yapılması planlanan maden arama çalışmalarına tepkilerini göstermek için barışçıl bir eylem düzenledi.

CHP Ordu İl Başkanı Atila Şahin’in de destek verdiği eylemde vatandaşlar şehrin merkezinde bir araya gelerek kitap okudu. “Sessiz Çığlık Kitap Okuma Eylemi” adıyla bir araya gelen Ordulular, “Toprağın üstü altından değerlidir” mesajı verdiler. Yaklaşık 30 dakika süren eylemle pankartlara ünlü Kızılderili sözü, “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.” yazıldı. “ÇEVREYE ZEHİR SAÇIYORLAR” CHP Ordu İl Başkanı Atila Şahin eylemin ardından bir açıklama yaptı. Tüm vatandaşları doğayı korumak konusunda duyarlı olmaya çağıran Şahin, “Bizler gerçekleştirdiğimiz kitap okuma eylemimizle dikkat çekmek istiyoruz.

Yeşil Ordu’muz, yurtdışından gelen, doğa için hiçbir endişeleri olmayan kimseler tarafından rant için yok ediliyor. Geleceğe bırakabileceğimiz en güzel mirasımız olan ormanlarımızı kaybediyoruz. Bizler şimdi bu işe dur diyemezsek, yarın başka şirketler başka alanlarda yine maden araması yapmaya başlayacak. Bu aramaları ve çıkarmaları yaparken on binlerce dönüm orman arazisini yok edecekler. Kullandıkları siyanürlerle çevreye zehir saçacaklar. Kaz Dağlarında dağıtılan yüzlerce arama ruhsatı bugün Ordu’da da dağıtılıyor. Yakında içme sularımıza karışan ağır metaller yüzünden susuz kalacağız. Ordu’muz coğrafi olarak küçük bir şehir ve bu kadar yükü kaldıramaz. Gelin bu talana birlikte dur diyelim. CHP olarak her zaman doğa için mücadele edeceğiz” dedi. ORDU – BEYAZ HABER AJANSI (BHA)

Kategoriler
Uncategorized

Yeni Aydınlık Haber :​Z kuşağı siyaseti etkileme gücünde mi?

Dijital dünyada yetişen genç neslin, her şeyin çok daha farkında ve sürekli sorgulayıcı davrandığına dikkat çeken Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dünyanın gelişmesine olumlu katkı sağlayacağını düşündüğü gençlerin bilgelik rehberliğine ihtiyaçları olduğunu söyledi. Z Kuşağının günümüzde siyaseti etkileme gücünü elinde bulundurduğunun altını çizen Tarhan, hareketli, enerjik ama yalnız bu kuşaklarla aynı dili konuşmak gerektiğini vurguluyor. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Dünya Sağlık Örgütü’nün Dünya Ruh Sağlığı Günü teması olarak bu yıl “Değişen dünya ve gençlik” olarak seçmesinin manidar olduğunu belirterek, önemli değerlendirmelerde bulundu.

Z kuşağı Trump’ı sabote etti Dünya Ruh Sağlığı Günü için bu sene ruh sağlığında değişen dünya ve gençlik konusunun seçildiğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan sözlerine şöyle devam etti: “Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün vurguladığı gibi psikolojik sağlamlık ve dayanıklılık seçildi. Bunun seçilme nedenlerinden biri de Donald Trump. Trump, geçtiğimiz Haziran ayında pandemi sonrası için seçim kampanyası başlattı. Seçim kampanyasında büyük bilet satışı olmuş. Her taraf doluyor fakat stada bir geldiklerinde sadece 3’te 1’i kadar katılım olduğunu görmüşler. Katılımın az olmasının nedenleri araştırılınca Z kuşağı gençlerin Tiktok üzerinden bir grup kurdukları, insanlara gitmeyecekleri halde bilet aldırdıkları fark ediliyor. Müthiş bir ofsayt durumu söz konusu oldu ve bu olay basına yansıdı. Bir nevi Trump’ı sabote ettiler.” Osmanlı’da da örneği var Z Kuşağının dünyadaki bir çok ülkede etki gösterdiğine dikkat çeken Tarhan, “İnsan haklarıyla ilgili dini radikalizm ve dini faşizm gibi bütün korkutucu iklime rağmen coğrafyasında Nobel barış ödülü alan Zoomer kuşağı var

22 yaşlarında insan hakları aktivisti Malala Yusufzay. O çok iyi bir zoomer, yani internet aktivisti. Dini radikalizm ve dini faşizmi gençlik alt üst etti. Her taraftan bunun gibi düşünen bir kuşak geliyor. Diğer taraftan ABD’de zoomer olarak bilinen Z kuşağı, Amerika’da seçimleri etkileyecek. Z Kuşağının siyaseti etkileme gücü var, bunu görüyoruz. Öyle ki bunu biz Osmanlı’nın son dönemlerinde de gördük, sürpriz bir şey değil. Sultan Abdülhamit birçok imar faaliyeti yaptı, insanları korudu hatta öyle ki birçok kişinin öksüz kalmamasını sağladı. Fakat onun yetiştirdiği kuşak onu indirdi, ikinci kuşak da Osmanlı’yı sonlandırdı. Abdülhamit gençleri yetiştirdi, korudu ama onlarla aynı dili konuşmayı başaramadı. Bu kuşak siyaseti etkileme gücüne sahip. Buradan çıkarılacak dersler var” dedi. Gençlerle aynı dili konuşmak gerekiyor Gençlerin anladığı dili yakalamak gerektiğine dikkat çeken Tarhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu andaki gençler insanlık tarihinde dijital ortamda doğan ilk nesil. Özellikleri nedeniyle sosyal medyada onlar yerli, biz göçmeniz. Televizyon kuşağı vardı, radyo kuşağı vardı, sosyal medya şu anda hayatımızın çok önemli bir gerçeği oldu. Bu sosyal medya kuşağı, insanların davranış kalıplarını değiştiriyor. Bu kuşağın ikinci bir özelliği ırk konusunda hiç tutucu değiller.

Z kuşağı gençlere bakıyorsunuz siyah beyaz hiç ayrım yapmadan müthiş bir grup oluşturuyorlar. K-POP’a bakıyorsunuz cinsel kimliği bile yok sayıp reddediyorlar. Bunların üçüncü özellikleri ise her şeyi sorgulamaları. Sorgulamadan inanmıyorlar. Bu kuşakla irtibat kurmak istiyorsak onlarla aynı dili konuşmayı başarmamız gerekiyor. Onlara parmak sallayarak, kafa tutarak davranışlarını düzeltmek mümkün değil çünkü eski kuşaklar yokluk içinde psikolojik olgunluğa erişmeye çalıştı. Ama bu kuşak varlık içinde psikolojik olgunluğa yetişmek zorunda. Varlık içinde psikolojik olgunluğa erişmek için özel yöntem kullanılır. Bu kuşağa psikolojik olgunlaşmayı, sağlamlığı, dayanıklılığı öğretmek gerekiyor. Son derece konformist bir kuşak ve son derece de benmerkezci bir kuşak. Dünyayı kendi etrafında dönüyor gibi görüyorlar. Zekiler, duygusal olarak da zekiler ama dayanıklılık ve doyum erteleme becerilerinin geliştirilmesine ihtiyaçları var.

Bunu yapamazsak Z kuşağı kayıp kuşak olacak.” Gençler özgürlük, barış, eşitlik ve adalet istiyor ABD’de maddi refahın yüksek olmasına karşın intihar vakalarının artış gösterdiğine de dikkat çeken Tarhan sözlerini şöyle sonlandırdı: “İleri yaşlarda yalnızlık artmış, anti depresan tabletler ekmek peynir gibi satılıyor. Manevi ve ruhsal refah yok. Onun için ayrıca projeler yapılıyor. Teknoloji kime hizmet için var? İnsanlığın geneli için mi yoksa dünyaya hâkim olmak, güç odakları ve küresel sermayenin ayakta kalması için mi var? Dünya kaynaklarının yüzde 25’ini ABD kullanıyor. Bu sürdürülebilir değil, küresel adaleti getiremez, bir yerde patlak verecek. Gençler her şeyin daha çok farkında, sürekli sorguluyorlar. Gençlerin dünyanın gelişmesine olumlu katkı sağlayacaklarını düşünüyorum.Ama bu yolda onların bilgelik rehberliğine ihtiyaçları var. Onlar iyi niyetliler fakat önlerine seçenek sunulmazsa yanlışın içerisinde kaybolup giderler. Zalim ve acımasız yerine özgür olmak istiyorlar.

Özgürlük, hürriyet, müsavat, adalet ve uhuvvet. Adalet ve barış istiyorlar. O yüzden Dünya Sağlık Örgütü’nün bu dönemdeki Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün konusunu ‘Değişen dünya ve gençlik’ yapması çok manidar. 16-24 yaşındaki kuşak hareketli, enerjik ama yalnız. Dijital bağımlılığın esiri durumundalar. Bu gençlerle aynı dili konuşmamız gerekir.” BEYAZ HABER AJANSI (BHA)

Kategoriler
Uncategorized

Yeni Aydınlık Haber :​Üsküdar Üniversitesi, “AR-GE ve Yenilikçi Politikalar”a odaklandı

Üsküdar Üniversitesi vizyon toplantıları “pandemi” önlemleri altında gerçekleşti Üsküdar Üniversitesi Vizyon Toplantılarının 3’üncüsünü “AR-GE ve Yenilikçi Politikalar Odaklı” ana teması altında ‘Gelecek İçin Yenilikçilik’ koduyla gerçekleştirdi.

“Gelecek bağlanabilirlikte” diyen Kurucu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan, farklı insanların benzer hareket şekliyle aynı hedefe bakmasının, ortak aklı oluşturmasının ancak ortak bakış ve iş birliğiyle mümkün olabileceğine dikkat çekti. Tarhan, zihinsel dönüşüm olmadan bilimsel dönüşümün de olamayacağını vurguladı.

Toplantı pandemi önlemleri kapsamında maske ve fiziksel mesafe kurallarına uygun olarak gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi, geleneksel hale getirdiği vizyon toplantılarına devam ediyor.

Gelişimci ve yenilikçiliğin öncüsü olan Üsküdar Üniversitesi “Dijitalleşme Odaklı” vizyon toplantısının ardından şimdi de “AR-GE ve Yenilikçi Politikalar Odaklı” ana temasıyla 3’üncü Vizyon Toplantısını gerçekleştirdi. Pandemi önlemlerine uyuldu Çarşı Yerleşke bahçesinde, açık havada ve pandemi tedbirleri gözetilerek yapılan toplantının moderatörlüğünü Yücel İletişim ve Yönetim Danışmanlığı bünyesinde markalara danışmanlık veren Tolga Yücel yaptı. Gerçekleşen toplantıya Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka, Mütevelli Heyet Başkanı Furkan Tarhan ile rektör yardımcıları, rektör danışmanları, dekanlar, araştırma merkezi müdürleri ile çok sayıda akademik ve idari personel katıldı.

“Gelecek İçin Yenilikçilik” koduyla gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmasını AR-GE ve Yenilik Politikaları (ARGEYEP) Direktörü Halime Usta Yoğun yaptı. Halime Usta Yoğun: “Dünya interdisipliner AR-GE yapısına geçti” Dünyada çok farklı bir değişimin yaşandığı, dünyanın interdisipliner AR-GE yapısına geçtiğine dikkat çeken Halime Usta Yoğun, iş birliğinin önemine vurgu yaptı. Yoğun, şu değerlendirmelerde bulundu: “Birbirinden farklı bölümler bir araya gelerek çok farklı ürünler, teknolojiler ortaya çıkarıyor. Bu konularda her zaman dile getirdiğimiz konu iş birliği.

Ekosistem ve sizler gibi akademisyenlerimiz, idari çalışanlarımız, öğrencilerimizle birlikte ilerlemeniz çok önemli. Dünyada ve Türkiye’de bir tane değil, bir sürü parametre önemli. Bu parametrelerden en önemlisi zemin, alt yapı ve gerekli iklimi yaratabilmektir.

Burada bugün beş gruba ayrıldık. AR-GE ve inovasyon alt yapısı ve bu iklimi nasıl yaratırız konusunda beş ana konuyu tartışacağız.” Yoğun: “Ses getiren çalışmalar hedefliyoruz” İç ve dış paydaşlarla ekosistemi oluşturduktan sonra düzenli bir iletişim ve bilgi alt yapısının mutlaka olması ve bununun sürdürülebilir kılınması gerektiğinin altını çizen Yoğun, “TÜBİTAK nezdinde Türkiye’deki her üniversitenin Teknoloji Transfer Ofisleriyle ilgili kayıtlar alınıyor. Yaptıkları faaliyetler, ürettikleri çıktılar… Biz de bu yıl 2020-2021 ’de ulusal ve uluslararası normlarda izlenebilir, takip edilebilir aynı zamanda örnek alınabilir bir teknoloji transfer merkezi alt yapısı kurup Üsküdar Üniversitesi’nde ses getiren çalışmalar yapmayı hedefliyoruz. Üniversite olarak bizim bu çalışmalarla hedefimiz AR-GE ve yenilik alanında pek çok konuda öncülük yapabilen, ayak izi bırakabilen ve diğer üniversitelerin takipçi olabileceği bir sistemi Üsküdar üniversitesine kurabilmek. Hedefimiz Üsküdar Üniversitesi’nin AR-GE çıktılarını arttırabilmek” dedi. Prof. Dr. Muhsin Konuk: “Artık daha elastik davranışlarda bulunacağız” Açılış konuşmalarında daha sonra Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk kürsüye geldi. ‘Direktörlüğün Stratejik Açıdan Konumlandırılması’ başlığında değerlendirmelerde bulunan Konuk, artık dikey büyüme zamanının geldiğini söyledi. “Aslında geç bile kaldık” diyen Konuk, “Profesyonelce, aktif ve çekirdek bir grup halinde bu işlerin yürütülmesine yönelik bir gayret içerisine girdik. ARGEYEP adı altında TTO’yu da içeren bölümü bir direktörlük halinde geliştirmiş bulunuyoruz. Bununla beraber dijital dönüşüm ve strateji geliştirme koordinatörlüğümüz kuruldu. Dolayısıyla bundan sonra daha elastik davranışlar içerisinde bulunup esas itibariyle AR-GE’ye yönelik konularla ilgili çalışmalarla hepimizin elini taşın altına sokmasıyla yürütmemiz gerekiyor” dedi. Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’ın da selamlama konuşması yaptığı programda son olarak toplantının amacı ve vizyonu bağlamında Kurucu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan söz aldı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Gelecek bağlanabilirlikte” “AR-GE ve yenilikçi politikalar dediğimiz şey zaten hep vurguladığımız bir konu” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, farklı açıdan bakabilmeyi gerçekleştirerek bir sıçrayış yapmak gerektiğine dikkat çekti. ‘Biz senelerdir yapabildiğimizi yaptık ve belli bir alt yapıya geldik’ ifadelerini kullanan Tarhan, “Sıçrama noktasında hem akademik alt yapımız hem de nasıl yapacağımızı bilen bir kadro oluşturduk. Halime hocamızın bu konudaki önemli tecrübeleri de bize katkı sağlayacak. Burada ortak akıl oluşturmamız gerekiyor. Farklı insanların benzer hareket şekliyle aynı hedefe bakması lazım. Farklı mizaçlar, farklı disiplinler, farklı özgeçmişi olan insanlar ve ortak bir hedef olacak ve benzer hareket olacak. Ortak akıl, ortak bakış ve iş birliğiyle olur. Bunun içinde bizim kafamızdaki engelleri aşmamız gerekiyor. Zihinsel dönüşüm olmadan bilimsel dönüşüm olmuyor. AR-GE dediğimiz zaman kafamızda oluşturduğumuz bir şablon var. Fakat bu şablon çoğu zaman gerçeği yansıtmıyor ve devamlı değişiyor. Bu değişimi de görüp fark edebilmemiz gerekiyor. Bu da ancak oturup ortak akıl ve ortak müzakere ile olur. Bunun en güzel yöntemi de bu toplantılar. Burada her şeyi konuşabilmemiz önemli. Ne kadar katkı sağlarsanız bizim için o kadar önemli. Gelecek artık bağlanabilirlikte.” Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Amaca yönelik hayal kurmak gerekiyor” Konuşmasında kreatif fikir üretiminin aşamalarına vurgu yapan Prof. Dr. Nevzat Tarhan şu değerlendirmelerde bulundu: “Birincisi hayal kurmak. Ama hayal kurmak yetmiyor, amaca yönelik hayal kurulacak. Yani zihinsel çaba, zihinsel itiraz, zihinsel isyan olacak. Daha sonra kuluçka dönemi… Kuluçka döneminde de hiç ummadığımız yerden aklımıza geliveriyor. Ama bunun için ciddi bir zihinsel güç gerekiyor. Her disiplinden hocamız kendi alanında ‘yaptığım iş nasıl daha iyi olur’ diye düşünmeli. İnovasyonda %15 kuralı vardır. Yaptığın iş on saat sürüyorsa bir buçuk saatte düşündüğün hakkında düşüneceksin. Bu toplantılarda da parlak fikirler ortaya çıkabilir. Kuluçkadan sonra da fikirler doğuyor. Bunu yapabilmek için çağrışımlar yapıp, fikirler ortaya atabileceğimiz toplantılar çok önemli. Onun için herkes aklına gelen saçma bile olsa yazmalı. Bu toplantı utanma duygusunun bilimsel anlamda olmayacağı bir toplantı olacak. Her saçma düşünceyi bile burada söyleyeceğiz. Sizin saçma dediğiniz bir düşünce başka bir yerde yeni bir fikrin oluşumuna çağrışım olabilir.” 5 farklı grupta öneriler tartışıldı İnsanlar, öğrenciler, akademisyenler, profesyoneller, üniversiteler ve kurumsal yapılar alt başlıklarında ‘Yenilikçi ve AR-GE ekosisteminde nasıl bir gelecek bizi bekliyor’ ana başlığının tartışıldığı arama toplantılarında, oluşturulan 5 farklı grup, faaliyet alanlıların göre hangi durumdayız, ne yapmalıyızı sorgulayarak önerilerle birlikte sunumlar gerçekleştirdi. Kurumsal hedefler, stratejiler ve uygulamaların tartışıldığı toplantıda genel iş planı üzerinde tespitler ve tartışmalar genel katılım çerçevesinde yapıldı. Oldukça verimli geçen toplantının kapanış konuşmasını Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptı. Toplantıdan üniversite olarak kazanımla çıktıklarını belirten Tarhan, arama toplantılarını sürdüreceklerini söyledi. Günün anısına özel, el içi imzalar atıldı AR-GE ve Yenilikçi Politikalar Odaklı 3. Vizyon Toplantısı, günün anısına oluşturulan panonun el içi ile imzalanması ile tamamlandı. “Gelecek için yenilikçilik #2609” panosunda ise şu ifadeler yer aldı: “Biz bugün burada toplanarak AR-GE ve yenilikçilik konusunda fikirleriyle bir gelecek inşa etmek için bir araya gelen akademisyenler ve üniversite çalışanları olarak hem kendi iş ve akademik süreçlerimizde hem de üniversitemizin tüm sosyal paydaşlarıyla birlikte kurumumuzun daha yenilikçi ve gelişime açık bir yapıya bürümesi adına her türlü katkıyı koyacağımızı beyan ederiz. Üsküdar Üniversitesi Akademik ve İdari Kadrosu” BEYAZ HABER AJANSI (BHA)